Gufranla Tüllenen Ay Ramazan'ı Değerlendirmeye Hazır mıyız?





Author: Osman AKÇA - min read. - Post Date: 03/15/2024
Clap

Gufranla tüllenen, cehennem azabından korunmaya vesile bu mübarek Ramazan ayını iyi bir planlamayla rantabl değerlendirip kendimizi affettirebilirsek ne mutlu bize!

İnsan, çocukluktan gençliğe, orta yaşlardan ileri yaşlara çok farklı aşamalardan geçer. Tabii ki fizikî gelişimiyle birlikte zihnî ve ruhî seviyede de değişimler yaşar. Eğer bu değişimle birlikte manevî hayatında bir yenilenme gerçekleştiremezse, geçmişte yakalamış olduğu seviye şu an onun için yeterli olmayabilir. Hele bir de her gün yaşadığı sarsıntılarla manevî hayatı erozyona maruz kalıyorsa, bir zamanlar orijinal gelen, heyecan veren hakikatler sıradanlaşıp renk atarak cazibesini kaybedecek, ibadetlerinde de gerekli derinliği yakalayamaz hale gelecektir. Bu sebeple inanan bir gönül, gelişen zihin dünyasına ve olgunluk seviyesine göre sürekli dini daha derin duymaya gayret etmeli, manevi beslenmesini sürekli hale getirmelidir. Bu manevi gelişimi sağlayabilmek için her ibadetin hakkını vermeye çalışmalıdır. Dolayısıyla insanın manevi hayatı adına önde gelen ibadetlerden biri olan Ramazan orucunu çok iyi değerlendirmeli, her sene bir üst seviyeyi yakalamaya çalışmalıdır.

Ramazan ve Takva

Her ibadet, insanı Allah’a yaklaştıran bir kurbet vesilesidir. Bununla birlikte Kur’an’da ibadetlerle birlikte onlar vasıtasıyla ulaşılacak bazı maksat ve gayeler de zikredilir. Mesela infakın emredildiği ayette

خُذْ مِنْ أَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكِّيهِمْ بِهَا

“Onların mallarından zekât al ki, bununla onları temizleyesin ve arındırasın.” (Tevbe sûresi, 9/103) buyurulur. Burada zekatın günahlardan temizlenmeye, nefsin tezkiyesi ve malın temizlenmesine vesile olduğu vurgulanmıştır. Kurban zikredilirken kesilen hayvanların etleri ve kanlarının Allah’a ulaşmayacağı, sadece takvanın ulaşacağı beyan edilir. Ayet-i kerimede

لَن يَنَالَ اللهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَاؤُهَا وَلَٰكِن يَنَالُهُ التَّقْوَىٰ مِنكُمْ

“(Kurbanların) Onların ne etleri ne kanları Allah’a ulaşacak değildir. Sizden ulaşan sadece takvadır.”  (Hac sûresi, 22/37) buyurulur. Bu şekilde ibadetlerin vesile olduğu ana maksatlara vurgu yapılmıştır. Dolayısıyla zekât veren bir kimse verdiğiyle arınmayı; Kurban kesen ise bununla Hakk’a daha da yaklaşmayı hedeflemelidir. Oruçla ilgili ise :

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُتِبَ عَلَيْكُمُ الصِّيَامُ كَمَا كُتِبَ عَلَى الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ

“Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı. Umulur ki takvaya erersiniz.” (Bakara 2/183) buyurulmaktadır. Burada oruçla hedeflenen gayenin “takva”ya ulaşmak olduğuna dikkat çekilmiştir. Öyleyse takvaya ulaşmak için çok önemli fırsatlar sunan bu ayı iyi değerlendirmek gerekmektedir.

Evet, takvaya ulaşma yolunda oruç nefsin gemlenmesi, bedeni arzu ve isteklerin frenlenmesi adına çok önemli bir ibadettir. Onun içindir ki, Allah dostları sürekli riyâzat yaparak rûhî formlarını korumaya çalışmışlardır. Bu bakımdan Ramazan orucunda, riyâzatla elde edilecek ruhî ve kalbî derinliği kazanma imkânı vardır. Bunun yanında oruç bir kimsenin dayanma gücünü artırma adına çok önemli bir terbiye metodudur. Onda zorluklar karşısında sabretmeye, irademizi kuvvetlendirmeye yönelik ciddi alıştırmalar vardır. Oruç tutan bir kimse bu şekilde, en ağır şartlarda bile yaşamaya kendisini alıştırma fırsatı elde edecektir.

 

Yenilenmek için Ramazan ve Oruç Bilinci

Ramazan ayıyla birlikte hayatımızda birçok şey değişir. Günlük yaşamamızda yeme-içmeden uykumuza, namazlardan Kur’an okuma adetlerimize kadar birçok konuda değişiklik yaşarız. Bu değişikliğin bütün çevremizde yaşanması da etrafımızda manevî bir atmosfer oluşturur. Bu ay bir kimsenin kendisini dinlemesi, eksiklerini gözden geçirmesi, manevî hastalıklarını tespit ve tedavisi, kalbî, ruhî ve zihnî açıdan yenilenmesi için çok önemli bir fırsattır. Tabii ki bunu gerçekleştirebilmek için ciddi bir gayret ortaya konması gerekir ki oruçtan beklenen gaye hasıl olsun.

Bütün bunları gerçekleştirmek istiyorsak ilk olarak bunun yol ve yöntemini öğrenmemiz gerekir. Hayatımızda oruçla ilgili bir kitap okumadan, Ramazan’ı nasıl değerlendireceğimize dair yeterli malumat edinmeden bu aydan hakkıyla istifade etmemiz mümkün değildir. Evet, nasıl ki yapılması gereken en basit işler için bile kitaplar okuyor, videolar izliyor, kurslar alıyoruz; aynen öyle de manevî ve kalbî hayatımızın gelişimi için de kitaplar okumalı, oruç bilinci kazandıracak videolardan istifade etmeliyiz. Zamanın altından bir dilimi olan Ramazan’dan azami derece istifade etmek istiyorsak oruç ve Ramazan bilinci kazanmalıyız.

 

Hedefler Tespit Etme-Zaman Çizelgesi

Hedefsiz yapılan çalışmalar insanda dağınıklığa sebebiyet verdiği gibi onun sistematik ilerlemesine ve yükselmesine de mâni olur. Bu yüzden Ramazan’ı değerlendirme adına iyi bir planlama yapmamız, hedefler tespit etmemiz çok önemlidir. Ramazan’a girerken maddî ve manevî hedeflerimiz yoksa günlük meşgaleler arasında zamanımız kaybolup gidecek ve istifademiz sınırlı olacaktır. Onun kabul olmadığı manasında değil, ancak planlı yapılanlar kadar olmayacağı muhakkaktır.

Ramazan’da koyduğumuz hedeflere ulaşabilmek için iyi bir zaman tanzimi yapmamız çok önemlidir. Fırsatlarla gelen bu ayda zayi olan her dakika, her saniyenin üzerimizde sorumluluğu olacaktır. Zamanın zayi olmaması ise iyi bir planlamaya bağlıdır. Tabii ki herkesin kendine uygun bir zaman çizelgesi yapması gerekir. Herkes kendi yoğunluğunu dikkate alarak hareket etmeli; hiç kimse, gücünü aşan bir plan yapmamalıdır. Özellikle Ramazan’ın gündüzünde çalışan veya eğitim görenlerin, iş ve eğitim hayatındaki performanslarını olumsuz etkileyecek ağır programlara girmeleri uygun değildir. Cenab-ı Hak bize taşıyamayacağımız yük yüklememiştir. O sebeple bizler de kendimizi altından kalkamayacağımız yükler altına sokmamalıyız. Unutmamalıyız ki Şeytan bazen insana altından kalkamayacağı hedefler yükleyerek onu aldatır. İnsan anlık bir şevkle uzun süre devam ettiremeyeceği, takatinin üstünde işlerin altına girer de bir müddet sonra, yapabileceği şeyleri de yapamaz hale gelir ve o güzel ameli tamamen terk eder. İbadetin az dahi olsa sürekli olanı hayırlıdır.

 

İyilikte Yarış

Geçmişten günümüze, inananlar bu ayda -sevaplar katlanacağı için- salih amellerin her çeşidini yerine getirmeye çalışmışlardır. Oruç, namaz, Kur’an okuma, zekat ve itikaf gibi şahsî ibadetlerin yanında sadaka-i cariye, iftar ve sahur davetleri, fakir ve muhtaçların ihtiyaçlarını giderme.. gibi sosyal hayata yönelik ibadetleri de yapmaya özen göstermişlerdir. Bize düşen de, bir taraftan Rabbimizle irtibatımızı kuvvetlendiren amelleri hassas bir şekilde eda ederken, diğer yandan toplumla buluşup bütünleşmemizi sağlayacak amel ve aktivitelerden geri kalmamaktır. Amellerin en küçüğünün bile çok büyük sevap kazandırdığı böyle bir ayda hangi amelimizin Allah katında daha makbul olduğu belli değildir. Dolayısıyla Allah yolunda yapılan hiçbir ameli küçük görmeyerek hepsini yapmaya özen göstermeliyiz.

 

Ramazan ayı Kur’an ayı:

İnsan, her yeni Ramazan’la bir kere daha, hem de bütün tazeliğiyle Kur’ân’ı ve onun gönüllerimize sunduğu mesajlarını hisseder. İlâhî marifeti ve O’nun kevn ü mekânlara dağılmış işaretlerini duyar ve sezer. Bu ayda inmiş olan ilahi beyanın kapıları oruçla safiyete ermiş gönüllere açıldıkça açılır. Bu duyuşla okununca haliyle her harfine kat kat fazla sevap bahşedilir. Dolayısıyla bu kutlu zaman diliminde ister gruplar halinde isterse ferden ferda Kur’an duyulmaya hissedilmeye çalışılmalı, bu kutlu zaman dilimi Kur’anlaşmaya vesile yapılmalıdır. Kur’an’ın manasına yelken açabilmek için bu ay önemli bir fırsatlar sunar. Bu sebeple yapabilenler bir tefsir okuyarak ya da takip ettikleri bir mealle ilahi beyanın derinlik ve enginliklerine yelken açmaya çalışmalıdırlar.

 

Faydasız işleri terk ve bütün azalara oruç tutturma

Bu ayda insanın zihin dağınıklığına sebebiyet verecek şeylerden uzak durması da çok önem arz etmektedir. O sebeple bu ayda televizyon, internet ve sosyal medya gibi bizde dağınıklığa yol açacak meşgalelerden olabildiğince uzak durmakta fayda vardır.

Ayrıca bu ay vesilesiyle inananlar kötü alışkanlıkları, istemedikleri âdetleri terk etme imkânı elde ederler. Bu ayda herkes ağzına ve midesine oruç tutturduğu gibi, gözüne kulağına, diline dudağına, eline ayağına ve hatta kalbine de oruç tutturmalı, mahzurlu olan şeylere karşı tamamen kapanmalı, faydasız olan şeylere de yaklaşmamalıdır. Böylece bir taraftan kötü alışkanlıklardan uzaklaşılmış, diğer taraftan bütün benliğe oruç lezzeti tattırılmış olacaktır.

 

İstiğfar

İnsanın manevî hastalıklardan kurtulması, geçmişte olan hatalarının telafisi adına tevbe ve istiğfar etmesi çok önemlidir. Özellikle Efendimiz’in Hz. Aişe’ye Kadir gecesinde okunabilecek dua olarak tavsiye buyurduğu

اللَّهُمَّ إِنَّكَ عُفُوٌّ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنِّي\عَنَّا

“Allahım! Sen günahları affeden Afuvsun, affı seversin, n’olur beni/bizleri affeyle!” (Tirmizî, Daavât 90.) duası bütün ramazan boyunca yapılabilir. Çünkü Kadir gecesinin Ramazan’ın içinde her gecede aranması gerekir. Bağışlanmaya nail olabilmek için bol bol bağışlanma talep etmek gerekir. Peygamber Efendimiz buyururlar ki: “Kim sevabına inanarak ve ecrini Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa onun geçmiş günahları affedilir.” (Buhari, Savm 6, Müslim, S. Musafirin, 25) Şayet her sene tutulan oruçla insanın geçmiş günahları affediliyorsa, hayatının son Ramazanını oruç tutarak değerlendiren kişi, hayatının günahlarından temizlenmiş olarak Allah’ın huzuruna gider. Ve böyle bir insan kazanmış; Ramazan’ı değerlendirmiş demektir.

Her ne kadar istiğfarla şahsi günahlar affedilmiş olsa da kul hakkına taalluk eden günahlar ancak helalleşmeyle affedilir. Dolayısıyla bir kimsenin üzerinde kul hakkı varsa mutlaka muhataplarla helalleşmesi gerekmektedir. Gelin bu rahmet ayında kırdığımız, haksızlık yaptığımız kimselerin haklarını iade edip onlardan helallik dileyelim. Aramızdaki kırgınlık ve dargınlıkları giderip uhuvveti tekrar yeşertelim.  

Gufranla tüllenen, cehennem azabından korunmaya vesile bu mübarek ayı iyi bir planlamayla rantabl değerlendirip kendimizi affettirebilirsek ne mutlu bize! Aksi takdirde kaybımız çok demektir. Nitekim Hz. Cibril’in “Ramazan’a erip de onun bereketiyle affa nail olamayan kimseye yazıklar olsun” şeklinde dua ettiği ve Efendimizin (aleyhisselam) bu duaya “Âmîn” dediği rivayet edilir. (Taberani, 2/224, el-Bezzar, Müsned: 4277)

Author: Osman AKÇA - min read. - Post Date: 03/15/2024