Namazın Şartları ve Rükünleri -6





Author: Rasim HANER - min read. - Post Date: 08/31/2020
Clap

61. DERS

Rüku, Allah Tealâ’nın “Rükû edin!” (Hac, 77) beyanına binaen farzdır. Rükû sırt ve baş ile beraber eğilmektir. Aynı şekilde o, kalça kısmıyla başı aynı seviyede tutmaktır. 

Rükû esnasında baş ile sırtı mutedil bir şekilde tutmak (tadil-i erkân), İmam Ebu Yusuf ve İmam Şâfiî’ye göre farzdır. Ebu Hanife Hazretlerinin talebelerinden Ebu Mutî’ el-Belhî, rüku ve secdenin tesbihatları üçten az olursa namazın geçerli olmayacağını söylemiştir. 

Kambur insanın kamburluğu rüku vaziyetine ulaşıyorsa, o, rükû yapmak için başıyla imâ / işaret eder. Çünkü bulunduğu şekilde daha yukarıda durmaktan acizdir.

Secde, Allah Tealâ’nın “Secde edin!” emri, ayrıca sünnet ve icma ile farzdır. Secde, sadece burnun değil, cephenin yere konmasıyla, bunun yanında iki elden, iki dizden birini ve iki ayaktan birinin uçlarını temiz bir yere koymakla gerçekleşir. Asgari seviyede bunlar yapılmazsa secde yerine gelmiş olmaz. Kaldı ki bu şekilde yapılması da tercih edilen görüşe göre ancak kerahetle beraber sahihtir. 

Secdenin tam yapılması, gerekli olanları yerine getirmekle olur. Bu da, iki eli, iki dizi, iki ayağı, alnı ve burnu yere koymakla gerçekleşir. Nitekim Kemal b. Hümam ve diğer ulema böyle demişlerdir. 

Secdenin sahih olmasının şartlarından biri de, sertliğini hissedebileceği bir yere secde etmektir. Öyle ki, kişi başını indirmek istese, olduğu halden daha aşağı indiremeyecek kadar sert olmalıdır. Dolayısıyla secde pamuk, kar, saman, pirinç, darı, keten tohumu üzerine secde etmek sahih olmaz. 

Buğday ve arpa üzerine secde ise, alın bunların üzerinde tam bir şekilde yerleşeceğinden dolayı geçerli olur. Çünkü buğday ve arpanın taneleri birbiri üzerine oturur ve ne çok sert ne de yumuşak, orta halli bir vaziyet alır. 

Secde eğer secde edenin eli ya da elbisenin bir tarafı üzerin yapılırsa geçerli olur. Ancak bu özürsüz olarak yapılırsa mekruh olur. Mesela sarığın alına gelen kısmı üzerine secde etmek böyledir. Tabi, elin ve elbisenin konduğu yerin temiz olması gerekir. Çünkü bunlar yerle bitişik vaziyettedir.  

Burnun sert kısmını secdede yere koymak gerekir. Çünkü kıkırdak kısmı, secde yeri değildir. Ayrıca burnu yere koymak secdenin sıhhat şartı değil, kemal şartıdır. 

Kişi alnıyla secde eder. En doğru görüşe göre secdeyi sadece burunla yapmak geçerli değildir. Ancak alında bir özür olursa o başkadır. Çünkü bu konuda sahih görüş şudur: İmam Azam Hazretleri, şu konularda iki talebesi İmam Ebu Yusuf ile İmam Muhammed’in görüşlerine dönmüştür: 1- Arapça telaffuz edebilenlerin, namaza farsça tekbir ile başlamalarının caiz olmaması. 2- Arapça telaffuz edebilenlerin namazda farsça ya da başka bir dilde kıraat yapamaması. 3- Secdede alnı yere koyarken özürsüz olduğu halde alnı koymayıp sadece burunla secde yapılamaması. Bu üçüncü maddeyle alakalı şöyle bir hadis vardır: “Secdede yedi şey üzerine secde yapmam emredildi: Alın, ...”. 

 

 

الدرس الحادي والستون

شروط الصلاة وأركانها - 6

والركوع والسجود على ما يجد حجمَه وتستقر عليه جبهته ولو على كفه أو طرف ثوبه إن طهر محل وضعه. وسجد وجوبا بما صلب من أنفه وبجبهته ولا يصح الاقتصار على الأنف إلا من عذر بالجبهة

"و" يفترض "الركوع" لقوله تعالى: {ارْكَعُوا} [الحج:77]. وهو الانحناء بالظهر والرأس جميعا. وكما له تسوية الرأس بالعجز. وأما التعديل فقال أبو يوسف والشافعي بفرضيته. وقال أبو مطيع البلخي تلميذ الإمام أبي حنيفة رحمه الله تعالى لو نقص من ثلاث تسبيحات الركوع والسجود لم تجز صلاته. والأحدب إذا بلغت حدوبته الركوع يشير برأسه للركوع لأنه عاجز عما هو أعلى منه. 

"و" يفترض "السجود" لقوله تعالى: {وَاسْجُدُوا} وبالسنة وبالإجماع. والسجدة إنما تتحقق بوضع الجبهة لا الأنف وحده، مع وضع إحدى اليدين وإحدى الركبتين وشيء من أطراف أصابع إحدى القدمين على طاهر من الأرض، وإلا فلا وجود لها، ومع ذلك البعض تصح على المختار مع الكراهة. وتمام السجود بإتيانه بالواجب فيه ويتحقق بوضع جميع اليدين والركبتين والقدمين والجبهة والأنف كما ذكره الكمال وغيره. 

ومن شروط صحة السجود "كونه على ما" أي شيء "يجد" الساجد "حجمه"، بحيث لو بالغ لا تتسفل رأسه أبلغ مما كان حال الوضع، فلا يصح السجود على القطن والثلج والتبن والأرز والذُرَة وبَزْر الكتان. "و" الحنطة والشعير "تستقر عليه جبهته" فيصح السجود، لأن حباتها يستقر بعضها على بعض لخشونة ورخاوة. "و" يصح السجود و "لو" كان على "كفه" أي الساجد في الصحيح "أو" كان السجود على "طرف ثوبه" أي الساجد، ويكره بغير عذر كالسجود على كَوْر عمامته. "إن طهر محل وضعه" أي الكف أو الطرف على الأصح لاتصاله به.

"وسجد وجوبا بما صلب من أنفه" لأن أرنبته ليست محل السجود، ولما كان شرط كمال لا شرط صحة. قال: "و" يسجد "بجبهته ولا يصح الاقتصار على الأنف" في الأصح، "إلا من عذر بالجبهة"، لأن الصحيح أن الإمام رجع إلى موافقة صاحبيه في عدم جواز الشروع في الصلاة بالفارسية لغير العاجز عن العربية، وعدم جواز القراءة فيها بالفارسية وغيرها من أي لسان غير عربي لغير العاجز عن العربية، وعدم جواز الاقتصار في السجود على الأنف بلا عذر في الجبهة لحديث: "أمرت أن أسجد على سبعة أعظم على الجبهة" الحديث.

[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row]

Author: Rasim HANER - min read. - Post Date: 08/31/2020