SÛRE BAŞLARINDAKİ MÜNFERİT HARFLER (Hurûf-i Mukatta’a)





Author: Prof.Dr. Suat YILDIRIM - min read. - Post Date: 12/05/2022
Clap

Sûre başlangıçları, hâla hayret âmili olmaya devam etmektedir. Hayret meraka, merak ise dikkate yol açar. Semânın, arzın kulağına fısıldadığı bu ezelî harflerden daha müessir bir şekilde hiçbir şeyin, beşeriyetin kulaklarını celbedeceği tasavvur edilemez

Kur’ân sûrelerinden 29 tanesi, münferit hece harfleriyle başlar. Bu sûreler Bakara ve Âl-i İmran haricinde, hep Mekkî sûrelerdir. Bu harfler okunurken elifbadaki isimleriyle telâffuz edilirler. Meselâ Elif Lâm Mîm, diye okunur, yoksa Elem diye okunmaz.

Bu harflerin yerleştirilmesinde öylesine bir nizam bulunmaktadır ki bilhassa bazı muasır müelliflerin fütursuzca, nerdeyse “tesadüfi” demeye varan değerlendirmelerine asla imkân vermez. Ezcümle:

Bu münferit harfler 29 sûrenin başında yer alır. Elif-i sakine bir harf sayılırsa bu, Arapçadaki harf sayısına eşittir.

Elif-i sakine dışında Arapçada 28 harf vardır. Kur’ân sûrelerinin başında harf çeşitlerinden 14’ü yani yarısı kullanılmıştır.

Tekrarlar sayılmazsa kullanılan harfler, bir önceki maddede denildiği üzere 14 harften ibarettir. Bunlar noktasız şekiller olup Arapçada mevcut harf şekillerinin hepsi (yalnız dal hariç) varid olmuştur.

Kur’ân’ın zikrettiği kısımdaki harfler, zikredilmeyenlere göre daha çok kullanılan harflerdir.

Elifba harflerinden hurûf-i halk, mehmûse, mechûre, şedide, rahve, müsta’liye, muntabıka, münfetiha gibi çift cinslerden her birinden yine yarısını almıştır.

Bu harflerin mânâsız olduklarını söylemek hatalıdır. Allah’ın Kelâmı bundan münezzehtir. Ancak, tam şekliyle mânasını Allah’ın bilebileceği müteşâbihattan saymak gerekir. Netice itibariyle müfessirler, “bunlardan muradının ne olduğunu kat’î olarak Allah bilir” demekle beraber, muhtemel vecihleri zikretmekten de geri durmamışlardır.

Bu harflerin vârid olmasının izahına dâir otuzdan fazla görüş bulunmakla beraber, onlardan en fazla nazar-ı itibara alınması gerekenleri özetleyelim:

Kur’ân alışılmamış, mûtad olmayan, mûsikî tesiri de olan bu tâbirlerle, etrafın dikkat nazarlarını çekmek, dinlemelerini sağlamak istemiştir.

Kur’ân, bunlarla i’cazına işaret etmektedir. Yani, “Kur’ân’ın cümleleri, ibareleri, hepinizin bildiği bu basit harflerden meydana gelmektedir. Öyleyse uğraşın bakalım, sizlerin de elinizde olan bu imkânı kullanarak benzerini getirmeye çalışın. Siz benzerini yapamadığınıza göre mucizedir” demek istemektedir.

Bu harfler, sûrelerin isimleri olmak vazifesini yaparlar.

Biz, üzerinde pek durulmamış bir hikmet arayarak şunu arz edeceğiz. Allah Teâlâ kitabetin (yazının) ehemmiyetine çarpıcı bir şekilde dikkati çekmek dilemiş olabilir. Harflerin Elifbadaki isimlerini sayarak hecelemek, yeni okuyup yazmaya başlayanlara mahsustur. Buradan, Kur’ân’ın, ümmî bir kavme ve mübtedî bir muhite muallimlik yaptığı anlaşılmaktadır.[1] Yazının keşfi nasıl beşeriyette en önemli bir ilerleme döneminin açılmasına yol açmışsa, bu Kitabın hidâyeti de medeniyette ve içtimaî gelişmede büyük bir ilmî yükselmeye yol açacak, Câhiliyyeden aydınlığa çıkaracaktır. Nitekim o, “oku!” diye başlayan bir Kitap olmuş ve gelen ilk vahiy parçasında Allah’ın, “insana kalemle (yazıyı) öğretmesinden” bahsetmiştir (Alak, 1-5).

Cenab-ı Allah okuma ve yazmayı öğrenmeye teşvik ediyor. Zira harf isimlerini telâffuz etmek, öğrenime yeni başlayanların işidir. Dâl harfi dışında bütün harf şekilleri, sûrelerin başlarındaki bu harfler meyanında vârid olmuştur. Arap elifbasının harfleri adedince sûre başlarında yer almışlardır. Bazen bir, bazen iki, bazen üç, bazen dört, bazen beş harf yan yana gelmekle bir taraftan tedricî bir alıştırma yaptırılmış, diğer taraftan, daha mühim olarak, harf adedi itibariyle Arapçadaki kelime nevilerinin hepsine birer örnek verilmiştir. Aslî harfler bakımından Arapçada kelimeler, bilindiği gibi, 2, 3, 4 veya 5 harften teşekkül edebilirler, bu ihtimalin dışında bir durum mümkün değildir.

Âlimler bu münferit hece harflerini izah etmek üzere yapılan tekliflerden hiçbirinin kesin olmadığını, Allah Teâlâ ile Resulü arasındaki bu şifrelerin ittifakla müteşabihattan sayıldığını belirtirler. Biz de bu konudaki sözü, Subhî Salih’in şu güzel cümlesiyle bitirelim:

“Bu sûre başlangıçları, hâla hayret âmili olmaya devam etmektedir. Hayret meraka, merak ise dikkate yol açar. Semânın, arzın kulağına fısıldadığı bu ezelî harflerden daha müessir bir şekilde hiçbir şeyin, beşeriyetin kulaklarını celbedeceği tasavvur edilemez.”[2]

 

[1] Adil Kemal, s. 111’de Hasan el-Benna’dan.

[2] Mebâhis, 246.

Author: Prof.Dr. Suat YILDIRIM - min read. - Post Date: 12/05/2022